Uncategorized

Kerim Gurban Nefesin Şiir Dünyasına Bir Bakış | Muhammad Dawod DILSOZ

Kerim Gurban Nefesin Şiir Dünyasına Bir Bakış | Muhammad Dawod DILSOZ

T.C

KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ

KERİM GURBAN NEFESİN ŞİİR DÜNYASINA BİR BAKIŞ

Hazırlayan: Muhammad Dawod DILSOZ

Öğrenci No: 225229039

Anabilim Dalı: Eski Türk Edebiyatı

KERİM GURBAN NEFESİN ŞİİR DÜNYASINA BİR BAKIŞ

        Özet

        Türkler dünya tarihinin köklü milletlerinden biridir. Tarih boyunca geniş bir coğrafyaya yayılmışlardır. Türkmenler de bu geniş coğrafyadaki Türk topluluklarından biridir. Türkmenler XI. yüzyılda Oğuzların batıya doğru olan göçü esnasında geride kalan boylardır. Türkmenlerin sözlü edebiyatları oldukça zengindir. Türkmenlerin yazılı edebiyat gelenekleri geç tarihlerde oluşturmaları sözlü edebiyat geleneğini ön plana çıkarmaktadır. Türk Dünyası Edebiyatının bir parçası olan Türkmen Edebiyatı, hem sözlü hem de yazılı ürünleriyle Türk Dünyası Edebiyatı içinde önemli bir yere sahiptir. Türkiye, Azeri, Özbek, Kazak, Kırgız ve diğer Türk soylu topluluklarla birlikte, aynı kaynaktan doğan ve aynı köklerden beslenen Türkmen edebiyatı da bu topluluklarla aynı tarihi, aynı ruhu, aynı kaymakları ve dolayısıyla aynı kültürü paylaşmıştır (Toz, 1999: 235).

        Türkmen edebiyatının ilk yazılı ürünleri 18. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Bu tarihten itibaren Türkmenlerin 20. yüzyılın başına kadar yazdıkları eserler genellikle halk edebiyatı ürünlerinden meydana gelmiştir. Türkmen halk edebiyatı ürünlerinde daha çok halkın yaşayış tarzı, örf ve adetleri, toplumsal sevinçleri ve hüzünleri gibi konular işlenmiştir.

        Abstract

        Turkiş are one of the deep-rooted nations of world history. They have spread over a wide geography throughout history. Turkmens are one of the Turkish communities in this wide geography. Turkmens XI. They are the tribes left behind during the migration of the Oghuzs towards the west in the century. The oral literature of Turkmens is quite rich. The fact that Turkmens formed written literature traditions in late dates brings the oral literature tradition to the fore. Being a part of Turkish World Literature, Turkmen Literature has an important place in Turkish World Literature with its oral and written works. Turkey, Azeri, Uzbek, Kazakh, together with the Kyrgyz and other Turkish origin communities, Turkmen literature nourished from the same source nature and from the same root the same date with the community, the same spirit, the same slider, and thus share the same culture (Toz, 1999: 235).

        The first written works of Turkmen literature appeared in the 18th century. From this date on, the works written by the Turkmen until the beginning of the 20th century generally consisted of folk literature products. In the works of Turkmen folk literature, subjects such as life style, customs and traditions, social joys and sorrows of the people are covered.

      Giriş

      Türkmen edebiyatı 1950‟li yıllardan sonra gelişmeye başlamıştır. Sovyet rejiminden kaynaklanan baskıların azalması ve savaş psikolojisinin ortadan kalkmasıyla özgür bir ortam yakalayan Türkmen şair ve yazarları, daha farklı konularda ve türlerde eserler vermeye başlamışlardır. Bilhassa 1960 ve 1970‟li yıllarda Türkmen edebiyatında Şiirin yanı sıra roman, uzun hikâye ve tiyatro türlerinde de başarılı eserler verildiği görülmektedir. Yazarların birçoğu, romana ve roman gibi uzun hikâyeleri yöneldiği için, kısa hikâye bu dönemde çok fazla gelişemedi. Şiirde ise önceki yıllardaki kısa Şiirin yerine uzun Şiirler yazılmaya başlamıştı. Daha önceki yıllarda aşk, kahramanlık, savaş, vatan sevgisi gibi konularda yazılan Şiirlere, güncel hayatı konu alan Şiirler ve Türkmen Şairlerin gezip gördükleri ülkeler, o ülkedekilerin hayatlarını konu alan Şiirler yazılmaya başlandı. Türkmen Şiirinin konusunun çoğalmasıyla edebiyattaki zenginlik de göze çarpmıştır. Artık Türkmen edebiyatı birçok yönden gelişme göstermiştir.

  1. Şairin yaşam hayatı

       Şairin hayatı hakkındaki bilgiler için, Toz (1999) ve Arıkan (2008) tarafından yapılan çalışmalardan yararlanılmıştır.

Kerim Gurbannepesov, 18 Ekim 1929‟da Aşgabat da dünyaya gelmiştir. Çocukluk yılları Gökdepe ilçesinin Yılgın köyünde geçmiştir. Kerim Gurbannepesov‟un ailesi geçimini çiftçilik yaparak sağlamakta idi. Bu nedenle Kerim Gurbannepesov da tipik bir köylü çocuğu gibi büyümüştür. O, özel okullarda okumamış, özel eğitimler almamıştır. Tıpkı köydeki diğer çocuklar gibi eğitimine köy okulunda başlamıştır. İlkokul çağlarında kendini birden savaşın ortasında bulur. II. Dünya Savaşına ve o zor dönemlere henüz çocukken Şahit olur. Bu Şahitlik de onun eserlerinde fazlasıyla yer almıştır. Kerim Gurbannepesov‟un edebiyata merak salmasının en büyük sebeplerinden birisi babası iken diğer önemli faktörler de öğretmenleri ve amcası şirnepestir. Babasının kitaplara olan ilgisi, amcasının okumuş, bilgi sahibi bir insan olması onun bu yolda ilerlemesini sağlamıştır. Bilindiği üzere Kerim Gurbannepesov, henüz ilkokul çağlarında birçok önemli kitabı okumuş ve akabinde eli de kalem tutmaya başlamıştır. O artık Şiirler yazıp, hedeflediği yolda ilk adımlarını atmıştır. Ve nihayet Kerim Gurbannepesov daha on yaşındayken ilk Şiiri bir gazetede yayımlanır. Hemen ardından aynı gazetede ikinci Şiiri de yayımlandıktan sonra çevresindekiler, arkadaşları, öğretmenleri ona Şair gözüyle bakmaya başlamışlardır. Kerim Gurbannepesov, hem fiziksel açıdan hem de edebi kişilik açısında iyice gelişmeye başladığı sıralarda, 1943‟te babasını kaybeder. Ne olduğunu anlamaz. Hem yol göstericisi hem de sırtını yasladığı dağ artık yoktur. Annesi ve kendisinden küçük dört kardeşi ile birlikte bir başlarına kalmışlardır. Daha sonra Tecen Şehrine taşınmışlardır. Bunca sıkıntıya rağmen yazmaya devam etmiştir. Çünkü kalemi onun en güçlü silahı olmuştur. Yıl 1949 olduğunda Kerim Gurbannepesov’un için askere gitme vakti gelmişti. O dönemde bir Şairin askerde, savaşta gördüklerini Şiirlerine yansıtmaması imkânsızdı. Nitekim Kerim Gurbannepesov da askerde gördüğü, Şahit olduğu, duyduğu hadiselere Şiirlerinde olabildiğince yer vermiştir. Dört yılın ardından askerden döndüğünde başka bir işle uğraşmadan hayatını kalemi ile kazanacağı kanaatine varmıştır. Bu arada tahsil gördüğü “Magtumkulu” adındaki devlet üniversitesini de tamamlamıştır. Daha sonra ilk olarak dergilerde çok önemli görevlerde bulunmasa da ilerleyen yıllarda hak ettiği yere gelmiştir. Türkmenistan Yazarlar Birliğinde başkan yardımcısı olarak görev yapmıştır. Bu görev Kerim Gurbannepesov’un ününü daha da gün yüzüne çıkarmıştır ve artık Kerim Gurbannepesov “Sovyet Edebiyatı” dergisinin baĢ redaktörü olmuştur.

        Kerim Gurbannepesov, Türkmenistanın “Mıdam Tayyar Gazetesi”nin ve “Pioner Dergisi’nin en önemli yazarlarındandır (Toz, 1999: 149). Onun yayımladığı kitaplardan ziyade gazete ve dergilerde yayımlanan Şiirleri ve makaleleri de bir hayli fazladır. Esasında yayımladığı birçok kitabındaki Şiirlerini ilk önce gazete ve dergilerde yayımlamış, daha sonra bir kitap halinde toplamıştır. 1967 yılında Kerim Gurbannepesova başarılarından ötürü “Türkmen Halk Yazarı” unvanı verilmiştir. Eserlerinde halka verdiği önemin karşılığını bu Şekilde almıştır. Kerim Gurbannepesov, başarılarına bir yenisini katarak 1970‟de Türkmenistan Cumhuriyeti’nin “Magtumkulu” adındaki devlet ödülünün sahibi olur. Dönemin en önemli ödülünü kazanmıştır. 1978 yılında Sovyetler Birliğinin verdiği “Hakların Barış Ödülü’ne layık görülmüştür.

       Şairin eserlerinden bazıları önce Rusça olarak basılmıştır. İlerleyen yıllarda eserleri birçok farklı dile çevrilen Kerim Gurbannepesov’un ünü dünyaya yayılmıştır. Şairin çevirdiği yaklaşık 250 eser, Türkmenistan da çeviri edebiyatının altın hazinesi olarak kabul edilir4. Türkmenler tarafından da kendi döneminin Magtumkulusu olarak adlandırılmıştır. Kerim Gurban nepesov 1 Eylül 1988‟de dünyada, Türkmenistan da, edebi ve siyasi hayatında iz bırakarak vefat etmiştir.

  • ESERLERİ

      Şairin yayımlanan 27 kitabı bulunmaktadır. Bunları kronolojik olarak Şöyle sıralayabiliriz:

      İlk olarak “Güycümin Gözbaşı” adlı eserini 1951 yılında yayımlamıştır. Kitap halinde yayımladığı ilk eser olan “Güycümin Gözbaşı”, onun edebiyat sahnesine attığı ilk adımdır ve ikinci kitabı olan “Soldat Yüreği” 1953 yılında yayımlanır. Askerden geldiğinde 1950‟li yıllarda çocuk edebiyatı sahasında da eserler vermiştir. ġairin çocuk edebiyatına ait olan ilk eseri 1954‟te yazdığı “Maşgala ve Mekdeptir. “Yaşacık Dostlarıma”, “Goşgular ve Poemalar”, “Taymaz Baba”, “Ata ve Oğul”, “Acı Günler Süyci Günler”, “Kırk”, “Gumdan Tapılan Yürek”, “Bahar Poeması”, “Atalar Bilen Çagalar”, “Ayal Bağş”, “Ös Saçım Ös”, “Bahar Poeması”, “Ömür”, “Yaz ġemalı”, “Edebiyat ve DurmuĢ”, “Toprak”, “Dostluk Çemeni”, “Vepa” ve daha önceleri yayımlanan çeĢitli poem ve Ģiirlerden oluĢmaktadır.

  • EDEBİ KİŞİLİĞİ

       Gerçek yeteneğin inanılmaz sırları vardır. Yetenek olarak yaratmanın acısı çok, ama rahatı bundan daha fazlası. Tüm hayatını kâğıta kazıyarak, birçok kitap yayınlayarak, bir isim edinerek, ödüllü olarak, gerçek yaratıcılıklarının ne olduğunu bilmeden ve güvensizlik içinde dolaşarak geçirenler var. Yeteneğin Tanrı’dan verilmese «Gönle gelenini raskeleden söylemek» olmuyur.

Kerim şair, şiirsel hayatının son günlerinde kritik durumdaydı bir keresinde feryad ile şöyle söyledi. «önce den bir şairin dediği gebi. «başardığımca yazasım yok, istediğim gebi de yazamıyorum ».

         Hayatının neredeyse otuz yılını sadace istediği kadar yazarak geçirmişti.

Bir kere meşhur Sahi sazende henüz genç sazendeyken talepkar hocası mahtumkulu garlinin yanında biraz şikayet etmişti.

Öğretmen, ister müzik yap ister şarkı söyle tam bir şekilde yerine oturuyor. ama ben  Bu kadar acı çeksem bile, bizimki böyle değil.

Onda sahi sazende bütün ömrüne vasıf eden çuval sazende:

        Sahi can, mesleğinden umutsuz olma sakın. Bu yeteneğin ile yüreğinde değil bülbül gibi dilin de söylemeğe yetişirsin.

Evet Kerim şair yaratıcılıktan gelen At-itibarın, şan-şevketin, yıllardır seviyenin ne olduğunu görüp, bilip, insana nadiren beraber gelen mutluluğa denk insan dır.

        O Basında herhangi bir kitabının, eserinin övülüp yazılmağına, herhangi bir isim verilmeğine muhtaç bir adam değildi. O henüz Halk yazıcılığına kırk yaşamadan önce, mahtumkulu adın deki devlet bayrağına yaşı kırktan geçtikten sonra talip olmuştu. Şol yaşında bile, Yüksek Sovyet milletvekili seçilmişti. Ama bu seviyeler o uyurken bile unutulmaz görünüyordu.

         Asla bir halk yazarının, ödüllü bir yazarın damgasını taşımazdı. Bu susuz insanların bir kısmı Türkmen yaz sıcağında bile bu sembolleri takmışlar gibi olup. kendilerini dürüst gibi göstermeye çalıştıklarında durum buydu. Kerim Sahir bunu milletten birine örnek olsun diye yaptı o basit davranıyormuş gibi yapmadı.

          Doğal sadelik, açık fikirlilik, profesyonel büyülü gurur kalbinin dokusundan, sınırlı okur yazarlığından ve manevi gücünden kaynaklanıyordu. Berdi Kerbabaýew, Beki Seýtäkow, Gara Seýitliýew, Aman Kekilow gibi bilimli insanlar ile aynı süfre de yemek yiyip, edebiyat, devir, uzun zamandır dünyadan söz eden bir şairin yaratıcılğında ve karakterinde de iyi bir iz bıraktı. Ona göre Kerim şair sahadaki büyük ustadın ustadıdır. tanınması, geniş bir yelpazesi ve sakinliği ile harika bir gurur duyuyordu. 

         Tabii ki böyle bir durum kendi kendini gerçekleştirir adamın bir kibir havası değildi. Kerim şair bu sınırları ayrıntılı olarak biliyordu, hem de gerçek Türkmen yaşlılarına, insanca davranıyordu.

         Kerim Sahir, Büyük Vatanseverlik Savaşı’nın ardından ortaya çıktı geçim kaynağıyla sıkı çalışmaya başladığı günden şol “İcra Edilme Zorunluluğu” na sıkı sıkıya bağlı kalmıştır. Ama şair, “1958’de yayınlanan Şiirler adlı kitapçığından!” hesaplıyor. O yıllarda zaten ünlü Taymaz Baba’nın yazarıydı. Yüzlerce kişi büyüklüğüne rağmen bu şiiri ezberleyerek okuyurdular.

Altmışlı yılların ortalarında, zaten bizim sol yıllarımızdaydı şiirimizin kervanı oldu ve hayatının geri kalanında şol seviyeyi kimseye bırakmadı.

       Şiirlerinin tamamı hayatının Türkmence yansımasıdır şu seviyesinde başka bir şair bulmak kolay değil di. Halkın hayatı, ruhunu, şu gününü, geçmişi hakkındaki bilgisi ve sihirbaz Kerim de sol insanları çok sanatsal bir edebi dille dağıtmayı başardı. Kerim Sahir, büyük Magtymguly’den sonra Türkmen okuyucunun kalbindeki muhtemelen en güçlü ana şairdir. Şiirlerini ezberleyen onlarca ve yüzlerce okuru var. Şiir kitapları basıldığı anda okuyucularımın kitap raflarına giriyorlar. Doğası gereği çok milli olan Kerim şairin şiirlerinin milli bilinçle sınırlı olmadığına dikkat etmek önemlidir. şiirlerinin çoğu, insan ahlakının, insan ruhunun ve insan kalbının derinlemesine nüfuz etmesi nedeniyle ortak insanlık düzeyinde kalmayı başardı.

         Şairin “Sarı Kapı”,”Vepa”, “Büyük Mezarın Dibinde”, “Ceza”, “Şan”, “Sabah” değer … ”bir kez daha, harika şiirlerini dikkatlice okuyarak görmek. İstediğiniz Ortak insanlık hakkında harika fikirlerin göreceksiniz.

       “Şair, zamanının gözü ve kulağıdır” denilen Kerim şair şiir dünyasına çok önemli bir bölüm gelir. O her şiiri zamanı gelince okuyucunun şairin şol sözünü söylemesini bekledikleri zaman bastırıyordu.

        Siz kerim şairin «yazması ağır düsen şiiri», «Döwür seýle, döwür», «Ýaslyk dramasy», «Masgala basan sahyryn eleği ýasy», «Bizin isimiz» gibiYüzlerce harika şiiri tekrar okuyun: Onlarda hayat karıştıran bölümleri yaşamış gibi hissedeceksiniz.

        Şimdilerde komünist ideoloji döneminde bazı şairlerin totaliter bir yönetim döneminde yaşamasına izin verin. eksiklikleri hakkında yazmasına izin verilmemesi dışında nisen olurlar. Gerçek şu ki, gerçek yetenek bir tür şeydir kurallardan korkmaz.

        Şiirsel şiir dünyasının yüksekliği benzersizdir okuyucunun kalbini büyülemesi ve şiirlerinin zamanında söylenmesi duygularla arkadaşlığıyla sınırlı olman. Eserlerinin bilgeliğinin genişliği, söylenecek fikrin tazeliği, derinliği, özgünlüğü, şiirleri dilinin küçüklüğü, şair Kerim milli şiirimizin ölümsüz kişiliğini ölümsüzleştirmiştir.

        Şair Kerim’in yerini su devrinin tek şairi alacağına şüphe yok. Bir Türkmen şairi olarak açık fikirli üslubu ve belagatı Mahtumkulu, Kemine ve bazen Mollanepese ve Mätäja’ya benziyor. Ama Kerim’in sihirbaz olduğunu söylüyor. Sanatta kendi yüzünüzü, kendi tarzınızı, kendi yolunu bulmak büyüklüğün bir işaretidir.

         Kerim’in harika şiirlerini oturup düşünmekten hoşlandım. Haklarında çok sayıda kitap ve makale yazıldığı için doktora tezleri savundu. Ama her neyse, Kerim büyülü bir sihirbaz şiirinin büyülü kapsamı, folkloru … keşfedilmemiş kaldı. Bu şiirler her seferinde bir dinin etkisi, olay örgüsünün tutarlılığıdır.

sadece insan doğasının harika güzellikleriyle değil, aynı zamandasanatsal anlatımıyla edebiyatımıza sonsuzluk girdiler.

     Tabii ne kadar istesek de Kerim şair büyülü becerisinin sırrını asla kendi seviyesinde ifşa etmiyor bilmiyoruz. şiirlelrinin büyülü gücünün vadisini nasıl açıklarım?!

    Ama kesin olan bir şey var: Şair Kerim biraz büyülü bir insandy. Şiir sadece şiirlerinde değil, her zamanki sözlerinde ve tavırlarında ve dostane ilişkilerinde, hattabir elbisesi ve yürüyüşü vardı …

     Doğu, Rus, Avrupa ve dünya edebiyatının bir adamıydı: siz onun “Dostluk Çemberi” kitabının çevirisini okuyabilirsiniz: Büyülü dünya edebiyatının hazinelerini sadece okuyarak değil, derinlemesine incelediğini göreceksiniz.

    Kerim Sahir’in her sohbetinde derin analitik zekaya sahip, biraz okur yazar ve yaşam uzmanı olduğu aşikardı. «Tomus ýazgylaryny», «Güýz ýazgylaryny» eğer okursanız, durumun bu olduğunu anlayacaksınız.

      Kitabının sonunda şairin kişisel arşivlerinde bulduğu ve arkadaşlarına yazdığı şiirlere de yer verdi. Elbette çoğu Kerim şair tarafından yayınlanmak üzere yazılmadı. Sonunda şu şiirlerimden bazıları yayınladıklarından daha iyi çıkmış olabilir. Ama o zaman bile, mükemmel bir ustanın elini, büyülü bir kalbin titremesini hissederler.

Kerim şairin “soru ve cevap” şiirinden örnek

S:  O ne dir şu olmazsa gölkü yok?

Şair olsan cevap vermek burcundur

O ne dir görkü varda renki yok?

Şair olsan cevap vermek burcundur!

C:  Ağzıbirlik şu olmazsa gölkü yok

Başarışımça cevap vermek burcundur

Şefkat görkü varda renki yok

Anlayşımça cevap vermek burcumdur!

S: O kimdir olur insanların yükseği?

Ah yüksekliği geç bilindi

O ne dir söz ile bulandı?

Şair olsan cevap bulmak burcundur!

C: O anne dir insanların yükseği

Yüksekliği öldükten sun bilindi

O yürektir bir söz ile bulandı

Başarışımça cevap vermek burcumdur!

S:  O ne dir ömrü bakı ölme yok?

O ne dir hepsini bilme yok?

O ne dir dili varda başi yok?

Şair olsan cevap bulmak burcundur!

C:  İtibar ömrü bakı ölme yol

O ilim dir bepsini bilme yok

Ser hoştur dili varda başr yok

Başarışımça cevap vermek burcumdur!

S:  O kim olur arzu ile kavşulur?

Bir ay geçip geçmeden nefesin tutulur

O ne dir söz aitsan kotulur?

Şair olsan cevap bulmak burcundur!

C:  O gelin dir arzu ile kavşulur

Bazen bir ay geçip geçmeden tutulur

O yürektir hoş söz aitsan kotulur

Başarışımça cevap vermek burcumdur!

S:  O kim olur senin aşkından tadan şey?

Sonra böcek gibi emenini gömen şey?

O ne dir dünyada en yaman şey?

Şair olsan cevap bulmak burcundur!

C:   Çark vardır senin şefkatından tadan şey

Sonra böcek gibi emenini gömen şey

O iftira dünyada en yaman şey

Bildiğimce cevap vermek burcumdur!

S:  O ne heyvan adam gibi üşüklü?

O ne insan her gün taze giyinikli ?

İçi bedroy dur dışı yakışıklı.

Şair olsan cevap bulmak burcundur!

C:  Bedev attır adam gibi üşükli

Bürükrat her gün taze giyinikli

İçi bedroy dur dışı yakışıklı

Başarışımça cevap vermek burcumdur!

S:  O kim ne baban ne de anne’nin oğlu?

İhtiyarı başka birine bağlı.

O kimin oğlu ya da kimin kölesi?

Şair olsan cevap vermek burcundur!

C:  kıskançlar ne baban ne anne’nin oğlu

Günlü ve erki saçlı birine bağlı

Hem onun oğlu hem de onun kölesi

Başarışımça cevap vermek burcumdur!

S:  O kim olur içi dolu karanlık

Bazen dışına da çıkar renki.

O kim olur hem senin hem de başkanın?

Şair olsan cevap bulmak burcundur!

C:  O göriptir içi dolu karanlık

Bezen dışına da çıkar renki

O kızın dır hem senin hem de başkanın

Bilişimce cevap vermek burcumdur!

S:  O kim olur kendi varda adı yok?

Fakat veli saygı koyan şeyi yok?

O kim olur dumanı var ateşi yok?

Şair olsan cevap bulmak burcundur!

C:  Anonumçin kendi varda adı yok

Ama velin saygı koyacak şeyi yok

Kör zihninin dumanı çok ateşi yok

Anlayşımça cevap vermek burcumdur!

S:  O ne misafir gelir geçer bir defa?

Sonra gelmez çağırsan da bin defa?

Kim deli ona ona bir tek lazım?

Şair olsan cevap bulmak burcundur!

C:  O ömürdür gelir geçer bir defa

Sonra gelmez çağırsan da bin defa

O aşktır ona bir tek sen lazım

Anladığımca cevap vermek burcumdur!

S:  O ne dir kız için en değerli şey?

O ne dir dünyada en görülecek şey?

O ne dir göleri siyah gözlüklü şey?

Şair olsan cevap bulmak burcundur!

C:  O oyattır kız için değerli şey

O edep dünyada en görünüklü şey

O aldatma gözleri siyah gözlüklü şey

Bilişimce cevap vermek burcumdur!

S:  O kimdir dünyada en mutlu oğlan ?

O kimdir dünyada en mutsuz kardeş?

O kimdir her sabah çiçek olup doğar?

Şair olsan cevap bulmak burcundur!

C:  Kız kardeşli erkek dünyada en mutlu oğlan

Kız sınırsız ise mutsuz dur kardeş

Temiz kız her sabah çiçek olup doğar

Döşünüşümçe cevap vermek burcumdur!

S:  O ne tanrın hem dilinde sena ?

O ne kast etse çökecek dünya ?

O ne iş dünyada en kotu günah ?

Aşık olsan cevap vermek burcundur!

C:  O sevgi tanrın hem dilinde sena

Sevene kast etsen çökecek dünya

Sevgiye engel olmak en kotu günah

Öğrenşimçe cevap vermek burcumdur !

    Sonuç olarak diyebiliriz ki, çocukların ve gençlerin eğitimi, doğrudan doğruya vatanın, ülkenin, milletin ve devletin geleceği ile ilgilidir. Çocukların ve gençlerin eğitiminde temel unsuru teşkil eden öğretmen ve onu sözü ise şiirde, asırdan asıra, nesilden nesile devreden  vatanın ömrü olarak ele alınmıştır. Çünkü vatanın yaşamasında en büyük pay, çocukları ve gençleri eğiten ve onları hayata hazırlayan öğretmenindir. Şair, şiirinde buna dikkat çekmiş ve bunu da öğretmenin sözü üzerinden ifade etmiştir.

Kaynakça

Meredow, A. ve Ahally, S. (1988). Türkmen Klassıkı Edebiyatınıñ Sözlügi, AĢgabat: Türkmenistan NeĢirýat.

Nartyýew, N. (2010). Türkmen Dialektologiýasy, Türkmen Döwlet Neşirýat Gullugy, AĢgabat, 48-50.

Ötüken Türkçe Sözlük, Sözlük, http://www.otukensozluk.com/ (EriĢim Tarihi: 27.09.2019).

Öztürk, F. (2007). Bakî Divanı Sözlüğü (Bağlamlı Dizin ve İşlevsel Sözlük), YayınlanmamıĢ Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi, Ankara.

Saray, M. (2014). Türkmen Tarihi, Ankara: TTK Basımevi.

Söylemez, O. ve Azap S. (Ed.). (2018). Türk Dünyası Çağdaş Edebiyatları El Kitabı, Ġstanbul: Kesit Yayınları.

-Geldiyev, Prof. Dr. Gurbandurdı (2008), “Türkmen Halk Edebiyatında Çocuk Türleri”, Türk Halkları Edebiyatı II –Beynelhalk(Uluslararası) Uşaq(Çocuk) Edebiyatı Kongresi-Materialler(Bildiriler) 1. Kitap, Bakü, Qafqaz Ün.Yay, s.83-86.

-Tanrıgulıyev, Kayum (1980), Türkmen Çağalar Edebiyatı, Aşgabat, Magarıf Neşriyatı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir